Salim Ünsal

YGS ŞİFRELERİ YİNE ÇÖZÜLEMEDİ!

 
2011 YGS sonrasında basın kuruluşlarına sunulan kitapçıktaki matematik bölümüne ait soruların cevap anahtarının belli bir sistematik düzen içinde verilmesi ile birlikte yaşanan süreç kamuoyunu fazlasıyla meşgul etmeye devam ediyor. Geçen yıl KPSS sonrasında yaşanan sınav güvenliğine dair şüpheler yeniden depreşiyor. Acaba yine mi bir kopya olayı ile karşı karşıya mıyız sorusu gençlerin kafasını meşgul ediyor. ÖSYM Başkanı zihinlerde yer eden tüm sorulara cevap vermek üzere 3 Nisan Pazar saat 10.50 itibariyle ekranlara çıktı ve şu konulara açıklık getirmeye çalıştı;
-       Basına verilen kitapçık ile öğrencilere dağıtılan kitapçık içerik olarak aynı sorulardan oluşmasına rağmen gerek soruların diziliş sırası, gerekse cevap şıklarının yeri her kitapçıkta ayrı olduğu için böyle bir dizayn asla öğrencinin eline gitmedi. Basın nüshası bu algoritma ile hazırlanan sistemin ürünü değil. Basın nüshası master kitapçıktaki cevap şıklarının yerleri değiştirilmeyip sadece diğer şıkların sıralamaları değiştirilerek oluşturuldu.
 
-       Sistem birbirine benzeyen ikinci bir kitapçık üretmemek üzerine kurulu. Bu nedenle sınavda her öğrenciye ayrı kitapçık verildi. Kısaca aynı sorulardan oluşan ama dizilim itibariyle birbirine asla benzemeyen 1,5 milyon ayrı kitapçık ve cevap anahtarı üretildi.
 
-       Kitapçık ve cevap anahtarlarında test ve ders sıraları değişmemek koşuluyla bu test ve derslerin soru numaraları ve cevap şıkları farklı olarak tasarlandı. (Kısaca her kitapçıkta Türkçe ilk testtir ama Türkçenin ilk sorusu ve cevap şıkları 40 soru içindeki farklı bir sorudur.)
 
-       Basın nüshası bir tesadüftür. Bu özel bir çalışmanın ürünü değildir.
 
-       ÖSYM’nin misyonu, vizyonu ve sınav güvenliği ile ilgili çok sayıda hamaset kokan ifadeler de basın açıklamasında yer buldu. Göreve ne zaman başlandığı şimdiye kadar nelerin yapıldığı v.s. gibi
Sonuç olarak ÖSYM 2011 YGS ile ilgili neye karar verdi?
1)    Sınav güvenliği azami ölçüde sağlanmış ve hiçbir aksamaya meydan verilmemiştir.
2)    ÖSYM iyi yoldadır durmak yoktur yola devamdır.
3)    Sınavın iptalini gerektirecek bir durum yoktur.
4)    Çocuklar bunlarla kafalarını meşgul etmemeli LYS’ye çalışmalıdır.
5)    1,5 Milyon kitapçık ÖSYM sitesine yüklenecek herkes şeffafça hangi salonda hangi kitapçıkların kullanıldığını inceleyecektir.
Kısaca basın toplantısının özeti budur. Ancak zihinlerde yer eden sorulara cevap bulduk mu? Kişisel olarak söyleyeyim ben bulmadım. Hala zihnimi kurcalayan ve cevap vermeye muhtaç sorular var. Neler mi?
-       Sınavı güvenli yapacağım diye kişiye özgü kitapçık üretme fikri bu işteki güveni başlı başına sarsan bir durum olarak karşımızdadır. Kişiye özgü kitapçık, denetimi fiziken mümkün olmayan kitapçıktır. “Kontrolsüz güç, güç değildir” sloganlı bir reklamımız vardı. Şimdi hangi babayiğit çıkıp da 1,5 milyon kitapçığı tek tek kontrol edebilir? Sadece kontrol etmek de yetmez benzer hatta daha profesyonel bir şifreleme dizaynını da bulabilir? Buna imkan ve ihtimal var mıdır? Kitapçıkları tek tek internete veriyor ve denetime açıyorum demek ancak denetlenebilirlikle mümkündür ve anlam kazanır. Bu sadece kamuoyunun gözünü boyamaktır.
 
-       Kişiye özgü kitapçık bu sınavın ruhuna ve şimdiye kadar oluşmuş sınav teamüllerine aykırıdır. Sınavların genelinde sorular kolaydan zora doğru bir sıralama içinde hazırlanır. Öte yandan şıklar hep belli bir sıra içinde öğrenciye sunulur. Öğrenci alışkanlığı da bu yöndedir. Sınav tekniği bir şekilde bunu da vazeder. ÖSYM kişiye özgü kitapçık hazırlama yöntemi ile sınavın prozodisini, tekniğini, taktiğini ve usulünü bozmuştur. Bu durum sınava hangi tür ve hangi zorluk derecesine sahip soruyla başlayacağını bilemeyen adayın motivasyonunu bozucu niteliktedir.
 
-       Master kitapçıktaki cevap şıklarının dizaynı ÖSYM tarafından mı tayin edilmekte yoksa soruları hazırlayanlar tarafından mı düzenlenmektedir? Buna bir açıklık getirilmemiştir! Daha önceki yıllarda hazırlanan master kitapçıklarda da soruların cevap şıkları bu mantık ile mi hazırlanmaktadır?
 
-       40 Soruluk bir testte hazırlanan dizayn ile 38 doğruya ulaşabilmek hangi olasılık hesabı ile izah edilebilir? 40’da 38 oranının sırrı nedir? Madem bu dizayn alışılagelmiş, standartlaşmış bir dizayndır! Neden 38 olmuştur da 40’da 40 değildir?
Sorulardaki şifreleme haberi ile doğrudan ilintili olmayan ama 2011 YGS ile ilgili de pek çok soru işareti cevap beklemektedir! Neler mi? Bir miktar da onlara bakalım!
-       Salonların sınavın uygulama sıhhatini etkileyen eksikleri neden sınavdan önce yeterince gözden geçirilmedi? Çok sayıda öğrenciden salonlarda saat olmadığına dair şikayetler aldık. Bütün salonlarda saat olacağı ve adayların salona saat getirmesine izin verilmeyeceği kılavuzda ilan edilmesine rağmen bazı sınav salonlarının saatsiz olması nasıl açıklanacak?
 
-       1,5 milyon öğrenciye aynı anda kalem, silgi, kağıt mendil ve şeker dağıtma fikri kulağa hoş gelmesine rağmen uygulamada aksaklığın çıkması neden engellenemedi? Ürünler daha kaliteli olamaz mıydı? Rahatsızlık yaşayan çocuklar düşünülerek neden daha kaliteli mendiller bu paket içine konulmadı? Böyle bir dağıtıma ihtiyaç var mıydı? Bu bir işgüzarlık değil miydi?
 
-       Neden bazı salonlarda TC kimlik numaraları kodlatılıyorken bazı salonlarda buna gerek duyulmadı? Salon görevlilerine bu doğrultuda nasıl bir eğitim verildi ve görevliler kimlerden seçildi? Salon görevlileri ile bina sorumluları arasında böyle bir konuda bile neden iletişim sorunu yaşandı?
 
-       Her yıl sınav bitiminden 3 saat sonra soru kitapçıklarının basın kopyasını kendi internet sitesine koyarak adaylarla ve kamuoyu ile paylaşan ÖSYM hangi işbirliği ile gençlerin bu hakkını ve kamuoyunun haber alma özgürlüğünü sınırlandırdı? Bunu yapmadaki gerekçesi neydi? Bu karar birilerini nemalandırmak adına mı alındı? Böyle bir kararın zihinlerde soru işareti yaratabileceği hiç düşünülmedi mi?
 
-       Soruların sınav günü çözümünün sadece devlet kanalı olan TRT’ye servis edilmesinin ve TRT’nin de bunu bir dershanenin sponsorluğunda yapmasının kararı ne zaman ve nasıl verildi? TRT madem devlet kurumudur neden devletin saygın ve tarafsız öğretmenleri ile bu sınavı çözmedi de bir dershanenin reklamına koca bir sınav alet edildi? Hem de diğer haber alma hakları kısıtlanarak ve 4 saat ekran başında oturma mecburiyeti yaratılarak!
 
-       ÖSYM sınav soru çözümlerini özel TV kanallarına neden vermek istemedi? Güvenilir olarak düşünmediği için mi? Daha önceki yıllara dair bir güvenlik ihlali mi yaşadı? Varsa hangi kanal ve yasal olarak nasıl bir tahkikat yapıldı?
 
-       Madem sınav tek bir kanalda çözülecekse ve bir telif ücreti gerekiyorsa neden ÖSYM ihale yaparak bu kanalı seçmedi ve neden TRT ihale yaparak soruların çözümünü yapacak ekibi belirlemedi? Devlet kurumları bu hizmeti kendi imkanları ile yürütemiyorsa bunu bir ihale ile yapmak zorunda değil midir? Kendi imkânları ile yaptığını iddia ediyorsa soru çözen ekibin 8 saniyelik KJ tanıtımlarını nasıl izah edecek?
 
-       Daha önceden sınavın basın kuruluşlarında yayınlanmayacağını ifade eden ÖSYM’de bir gecede ne değişti de ertesi gün 100.000 TL veren medya kuruluşlarında bunun yayınlanmasına izin verdi? Kamuoyu neden TV yayınından sonra (reklamlar aracılığı ile) bundan haberdar oldu?
 
-       Aday tarafından parası ödenen ve adaylar olmasa asla hazırlanması gerekmeyen bir sınavın fikir ve sanat eseri olarak kabul edilmesi doğru mudur? Madem fikir ve sanat eseri ise öğrenciden ücreti neden peşin alınmaktadır? Öte yandan alınan ücretten telif olarak alınan ücret düşülmeli midir? Kısaca sınav daha ucuza hatta ücretsiz yapılamaz mı? (Sponsor desteği ve telif ücretleri ile…)
Tüm bu sorular da göstermektedir ki ÖSYM yeni yapılanması ile de bu işi eline yüzüne bulaştırmıştır. Zaten geçen yıl kaybedilen kamuoyu güvensizliği bununla bir miktar daha pekişmiştir. Basın nüshasındaki şifrelemenin dahi farkına varamayan ÖSYM’den kişiye özgü 1,5 milyon kitapçıktaki ince ayarların farkına varmasını beklemek ancak iyimserlikle izah edilebilir. İnce ayar vardır yoktur bilmiyoruz. Ama kamu güveninin olmadığından gayet eminiz.
Adaya verilen soru kitapçıklarının farklı olduğuna ve ÖSYM’nin açıklamalarına inanmaktan başka çaremiz yok gibi gözüküyor. Bu sınav iptal edilebilir mi? Zor gibi! İptal edilmesi de zaten şu aşamada başka kaoslar yaratır. Ancak şu da kesindir ki ÖSYM bu işi daha şeffaf ve denetlenebilir farklı yöntemler ile yapmak zorunda. Kurumsal misyon-vizyon hamaseti ile vardığımız nokta ortada. Daha uygulanabilir ve denetlenebilir güvenlik tedbirleri ile hem sınav öğrenciler adına çekilebilir bir sınav haline getirilir hem de şaibe ve dedikodudan ÖSYM hızlı bir şekilde uzaklaşarak eski güvenirliğini tesis edebilir. Yeni başkanın enkaz edebiyatı yapmasına gerek yoktur. ÖSYM yıllardır güvenle bu sınavları organize etmiştir. Her kamu kurumunda olduğu gibi burada da kadrolaşmalar, laçkalaşmalar zamanla ortaya çıkmış ve sınav güvenliği konusunda zaaflar yaşanmış olabilir. Başkanın orada var olma sebebi ÖSYM’yi toplumun en fazla güvendiği kurum haline getirmektir. Bunu da sadece sınav güvenliği ile değil güvenli sınavlar yaparak sağlayabilir.
“Vur” deyince öldürmek çözüm değildir!!!

Geri Dön